Duyguları Tanımak (Özbilinç):
Kendini tanımak: Güçlü ve gelişmeye açık yönleri bilmek, duyguları tanımak, bu farkındalığı düşünce ve davranışlara rehber olacak şekilde kullanmak ve kendini açık bir biçimde ifade edebilmektir. Özbilinç sahibi bireyler, kendilerini tanır, kendileri hakkında iyi hisseder ve duygularının farkında olurlar. Bu kişiler, duygularını ifade edebilir; duygu, düşünce ve inançlarını güvenle dile getirebilirler. (Møller, 2000:36)
Çocukların hisleri ile davranışları birbirleriyle yakından ilişkilidir. Çocuklar doğru hissediyorlarsa doğru davranırlar. Peki doğru hissetmelerini nasıl sağlarız? Onların doğru hissetmelerini sağlamanın yolu onların hislerini kabul etmekle başlar.
Örnek:
“hayır gerçekten hissettiğin o değil”
“böyle olduğunu söylüyorsun çünkü yorgunsun”
“Üzülecek hiç bir şey yok bunda”
Çocuğun hislerini kabul etmemek ve sürekli reddetmek çocuğun aklını karıştırır ve onu kızdırır. Aynı zamanda hislerinin ne olduğunu anlayamayan çocuk hislerine güvenemez.
Eğer hislerle ilgili çocuklara yardım etmek istiyorsanız:
Dikkatlice dinleyin.“Himm”.. “Evet”... “Anlıyorum” gibi kelimelerle hisleri kabul ettiğinizi belirtin.Hisleri adlandırın (Bu sende hayal kırıklığı yaratmış)Gerçekleştiremediği yada elde edemediği isteklerini ona elinizden gelse hemen vereceğinizi söyleyin. (Keşke şimdi o istediğin muzlu pastayı senin için yapabilseydim.) (Faber ve Mazlish, 1980:9,27)
Yüksek EQ'lu Çocuk Yetiştirmek isimli kitabında Lawrence E. Shapiro, anne ve babasının son derece çekişmeli bir şekilde boşanmalarına tanık olan altı yaşındaki Martin'in hikayesini anlatıyor.
Hafta içinde Virginia'nın Richmond kentindeki annesinin evinde kalırken, babası hafta sonları uçakla Boston'a gelip kendisini görmesi için ısrar ediyordu. İki buçuk saatlik yolculuk sırasında Martinin ağzından tek tük laf çıkıyor ve her iki evine de ulaşır ulaşmaz yatıp uyumak istiyordu. Bu düzen iki ay sürdükten sonra, Martin mide ağrılarından şikayet etmeye başladı. Öğretmeni, onun okuldayken birileriyle çok nadir olarak konuştuğunu söylüyordu.
Velayet davasının bir celsesinde, Martin'in avukatı, "Her hafta sonu babanı ziyaret etmen konusunda ne düşünüyorsun?" diye sordu.
"Bilmiyorum," dedi Martin.
Kendi duygularını kontrol altında tutan avukat, Martin'i yönlendirmekten kaçınarak, "Peki, Boston'a gittiğinde babanı görmek seni mutlu ediyor mu?" diye sordu bu kez.
"Bilmiyorum," diye cevap verdi yine Martin, zor duyulan tekdüze bir ses tonuyla.
"Peki ya annen? Hafta içi onunla birlikte olmaktan memnun musun?" diye soran avukat, bütün mahkeme sürecinde Martin'den hep aynı cevabı alacağını anlamıştı.
"Bilmiyorum," dedi Martin yine; tavırlarında bildiğini gösteren bir şey de yoktu.
Çocuğunuzun, duygularını sözcüklere dökebilmesi, temel ihtiyaçlarını gidermesinin can alıcı bir parçasıdır, iki yaşındaki çocuğunuz siz markette bir arkadaşınızla konuşurken, eve gidip bir şeyler yemek istediği için sinirlenip bir öfke nöbeti geçirebilir; çünkü bu, ihtiyaçlarını gidermesini sağlayacak en kısa yol gibi görünür. Ancak beş yaşındaki çocuğunuz aç olduğunu ve sıkıldığını idrak edip bunları sözcüklerle ifade edebilecektir. Büyük olasılıkla, onun ihtiyacını bir bisküvi alarak giderebilirsiniz. (Shapiro, 2000:236)
Az önceki örnekte gördüğümüz gibi, henüz dil becerileri gelişmemiş olan küçücük bir çocuk hislerini sözcüklere dökmekte zorluk çeker ve bir öfke nöbeti geçirebilir. Beş yaşındaki bir çocuk ise gerekli dili edinmiştir, dolayısıyla da sözcükleri kullanma yeteneğine sahiptir. Çocuklarımızın duygusal bilinç kapasitesi ve hisleri hakkında konuşma yetenekleri neokortekslerinde bulunduğundan, doğal olarak bilişsel gelişimi izlerler. (Shapiro, 2000:237)
Çocuklarımızın, hisleri anlamaya ve iletmeye gelişimsel yönden hazır olmalarıyla bunu yapabilmeleri iki farklı konudur. Duygular hakkında konuşma kapasiteleri beyinlerine (bir gelişimsel ön programlama şeklinde) sıkıca yerleşmiş olsa da, çocukların bu yetiyi gerçekten kullanıp kullanamayacakları, büyük oranda içinde yetiştirildikleri kültüre ve özellikle, sizin onlarla, onların da birbirleriyle olan etkileşim tarzına bağlıdır. (Shapiro, 2000: 237)
Hislerin açıkça ifade edildiği ve tartışıldığı ailelerde ise çocuklar duyguları hakkında konuşmak ve onları iletmek için sözcük dağarcıklarını geliştirirler.Hislerin bastırıldığı ve duygusal iletişimin engellendiği ailelerde ise çocukların duygusal yönden dilsiz olmaları büyük bir olasılıktır. Psikoterapi, insanın diğer diller gibi, duyguların "dil"ini de herhangi bir yaşta öğrenebileceğini kanıtlamış olsa da, kendini en iyi ifade edebilen konuşmacılar, bunu küçükken öğrenenlerdir. (Shapiro, 2000:237)
Duyguları teşhis etmeyi ve iletmeyi öğrenmek iletişimin önemli bir parçası ve duygusal denetimin bir yanıdır. Ancak, başkalarının duygularını kabul etmek, özellikle yakın ve doyurucu ilişkiler kurmak açısından eşit derecede önemli bir Duygusal Zeka becerisidir. (Shapiro, 2000:237)
Çocuklarınızın duygular konusundaki bilgilerini arttırabilmek için yapabileceğiniz en iyi şey onlara duyguları öğretmektir. Kendiniz uyumlu olarak çocugunuza bebekliğinden itibaren duyguları öğretebilirsiniz. Uyumlu olmanın anlamı; çocugunuzun neler hissettiğini bilmek ve ona bunları aktararak onun da bilmesini sağlamaktır. Bunu yaptığınız zaman o duyguları üreten çocuğun beynindeki bağlantıların gelişimine yardımcı olursunuz. Yani bebeğinizin duyguları anlaması için beynindeki bağlantıları kurmuş olursunuz. Diğer bir deyişle duygusal zekasını geliştirirsiniz.
Uyumlu olabilmeniz için iyi bir gözlemci olmanız gerekir. Bebeğinizin yaptıklarını izleyerek ve söylediklerini dinleyerek kendinize şu soruları sorabilirsiniz.
Şu anda neler hissediyor?Nasıl tepki vermeliyim?Onu anladığımı ona nasıl bildirebilirim?
Bebeğinizle uyumlu olmak bir ayna gibi olmaya benzer bebeğinizin neler hissettikleri hakkındaki düşüncenizi geri yansıtmak. İşte yapabilecekleriniz hakkında size bazı örnekler.
Şayet Bebeğiniz
Şunları Yapabilirsiniz
Niçin önemlidir?
Size gülümserse
Siz de gülümseyin, başınızı öne doğru sallayın ve bebeğinizle konuşun.
Bu, bebeğinize diğerleri ile nasıl bağlantı kuracağını ve sizin onu ne kadar çok sevdiğinizi öğretir.
Ani ve yüksek bir gürültü ile irkilip ağlamaya başlarsa
Onu tutup, sırtını sıvazlayın ve “ne büyük gürültü, endişelenme sana hiçbir şey olmasına izin vermeyeceğim” deyin.
Bu, bebeğinize güvende olduğunu ve onun nasıl hissettiğini anladığınızı gösterir.
Bir köpek yavrusu görür ve heyecanlanırsa
Kendinizin de heyecan-landığını gösterin ve “hey, minik köpeğe bak, ne kadar tatlı” deyin.
Bu, bebeğinizin dünyayı keşfetmeye olan ilgisini arttırır ve neşe hissini güçlendirir.
Bir yabancıyı (sizin tanıdığınız) görür ve korku içinde çığlık atarsa
Bebeğinizin yanında olun, ona yeniden güven vererek yabancı kişi ile tanıştırın
Bu onun diğerlerine karşılık vermeyi öğrenmesine ve diğer insanlarla ilgili korkularının üstesinden gelmesine yardımcı olacaktır.
Çocuğunuzun büyüdükçe daha çok duygu kelimeleri öğrenir ve dolayısı ile hissettikleri hakkında daha fazla konuşabilirsiniz. Güçlü duyguları hissettiği zaman yumruğu yerine kelimeleri kullanan öz kontrolü yüksek çocuklar yetişiyor demektir. Nasıl hissettiklerini bilirler ve bunu diğerlerine de yansıtırlar.
Şayet çocuğunuz
Şunları yapabilirsiniz
Niçin önemlidir?
Onu kreş/ Çocuk bakım merkezine götürdüğünüzde ağlarsa
Birkaç dakika onunla beraber kalın. Onun yapacak bir şeyler bulmasına yardım edin. Ona “Burada güvende olacaksın. Ben gittiğim zaman Aslı sana bakacak. Tekrar gelip seni eve götüreceğim” deyin.
Çocuğunuzun yeni bir yer/ortamda kendini iyi hissetmesi için zamana ve sizin tekrar gelip onu alacağınıza dair güvene ihtiyacı vardır.
Çizdiği resmi gururla size gösteriyorsa
Resme acele etmeden bakın ve yorumlarda bulunun “Bu resmi çizmek için çok çalıştın. Söyle bakalım en çok ne çizmekten hoşlanıyorsun?”
Bu, çocuğunuzun özgüvenini geliştirir ve onu yaptığı şey hakkında konuşmaya davet eder.
Küreğini almaya çalışan çocuğa kum atarsa
“Hayır Kum atmamalısın. Kum atmak incitir. Ayşe’ ye ben kürekle oynuyorum, işim bitince alabilirsin de” deyin.
Onun özgüven geliştirmesine yardımcı oluyorsunuz ve ona kendi kendine ayakta kalabileceği kelimeleri veriyorsunuz.
Çocukların özbilinçlerini geliştirerek kendilerini tanımaları, onların duygularını kontrol etmelerine yardımcı olur. Kendini tanıyan çocuk, içinde yaşadığı durumdan haberdar olur ve neyi, ne zaman ve nasıl hissettiğini anlar.
Kendilerini tanıyan çocuklar gerçeklerden kaçmazlar, kötü ruh hallerinden kolaylıkla çıkabilirler. Hislerini adlandırmak o hislere sahip olmalarını sağlar. Bu çocuklar korku, hayal kırıklıkları, heyecan ve kıskançlıkları hakkında konuşabildikleri gibi başkalarının hislerini anlayarak onların içinde bulundukları durumlarla ilgili tahminler yürütüp onların halinden de anlarlar.
Kendilerini tanımayan çocuklar hislerinin içinde kaybolur ve ezilirler. İç dünyaları ile dış dünyalarında olup bitenin farkına varamamak, anlayamamak onların hisleriyle inançları ve davranışları arasında uyumsuzluğa yol acar. Başkalarının içinde bulundukları durumları ve hisleri fark edemiyor olmaları yalnızlık hissine yol açar. (kendini böyle hisseden tek kişi benim) Kendisini anlayamayan çocuk hayatını kontrol edemez ve başkaları tarafından kolaylıkla yönlendirilir.
|